Donald Trump’ın kendi elleriyle büyüttüğü siyasi hareket, bu kez Trump’a karşı örgütlenmeye başladı.
Tucker Carlson, Marjorie Taylor Greene, Thomas Massie ve Joe Kent…
Dördü de farklı noktalardan MAGA’ya katıldı. Trump’ın “Önce Amerika”, “Artık yabancı savaş yok” ve “Washington’daki yozlaşmış düzeni dağıtacağız” vaatlerini kuvvetle savundular. Trump’ın ikinci kez Beyaz Saray’a dönmesinde rol oynayan medya ve siyaset ağının önemli parçaları oldular.
Şimdi aynı isimler, Trump’ın bu sözlerin tamamına ihanet ettiğini söylüyor.
Kopuşun merkezinde İran savaşı var. İsrail’e verilen koşulsuz destek, Epstein dosyalarının yönetimi ve Washington’daki ayrıcalıklı sınıfın korunması ise çatlağı genişletti.
Önce itiraz ettiler. Ardından MAGA’nın dışına itildiler. Son olarak Tucker Carlson’ın Maine’deki evinde aynı masaya oturdular.
Masadan çıkan ilk sonuç, yeni bir siyasi hareket oldu.
Bu noktaya nasıl gelindi, kısaca bakalım:
İLK ÇATLAK 2025’TE ORTAYA ÇIKTI
MAGA içindeki ilk açık ayrışma Haziran 2025’te yaşandı.
İsrail’in İran’a yönelik 12 Gün Savaşı sırasında Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, Tucker Carlson’ın programına katıldı. Cruz, İran’da yönetim değişikliğini savunurken İsrail’in eylemlerinden söz ederken “biz” ifadesini kullandı.
Carlson, Cruz’a İran’ın nüfusunu ve etnik yapısını sordu. Cruz sorulara yanıt veremeyince tartışma büyüdü.
28 Şubat 2026’da ABD‘nin İsrail’le birlikte İran’a yönelik geniş çaplı saldırı başlatmasına MAGA içinde ilk itiraz edenlerden biri Marjorie Taylor Greene idi.
Greene, Trump ve JD Vance’in seçim meydanlarında verdiği sözü hatırlattı. İran’ın nükleer silaha yaklaştığı iddiasının Amerikalılara yıllardır tekrarlandığını belirterek yaşananları “en kötü ihanet” olarak tanımladı.
Thomas Massie ise savaşın başlatılması için Kongre’den yetki alınmadığına dikkat çekti. Epstein dosyalarının açıklanmasına yönelik baskının savaş gündemiyle gölgelenmeye çalışıldığını savunarak “Bir ülkeyi bombalamak Epstein dosyalarını ortadan kaldırmaz.” ifadelerini kullandı.
TRUMP: MAGA BENİM
İran saldırısının ardından en sert tepki Tucker Carlson’dan geldi.
Carlson operasyonu “iğrenç ve şeytani” olarak tanımladı. Savaş kararının ABD’nin ulusal çıkarlarından çok İsrail Başbakanı Netanyahu’nun hedefleri doğrultusunda alındığını savundu.
Trump ise yanıt olarak Carlson’ın “yolunu kaybettiğini” ve artık MAGA olmadığını söyledi. Ardından “MAGA Trump’tır” ifadesini kullandı.
Bu söz, hareketin yıllardır taşıdığı bütün çelişkileri açığa çıkardı. Trump’a göre MAGA, bir ilkeler bütünü yerine kendi kararlarından oluşuyordu. Carlson ve çevresine göre ise Trump, kendisini iktidara taşıyan “America First” ilkelerinden uzaklaşmıştı.
İLK BÜYÜK İSTİFA JOE KENT’TEN
MAGA içindeki siyasi ve medyatik itiraz, 18 Mart’ta Trump yönetiminin içine ulaştı.
Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent görevinden istifa etti.
Trump tarafından bu kritik göreve getirilen Kent, istifa mektubunda İran’ın ABD açısından yakın ve acil bir tehdit oluşturmadığını söyledi. Üst düzey İsrailli yetkililerle Amerikan medyasındaki etkili isimlerin İran’la savaşı teşvik eden bir yankı odası oluşturduğunu savundu.
Kent’in istifasının ardından Carlson, Greene ve Massie ile aynı safta yer alması, daha sonra kurulacak masanın dördüncü ayağını oluşturdu.
TRUMP KENDİ MEDYASINI TASFİYE ETTİ
Trump ile MAGA’nın medya yüzleri arasındaki kavga nisan ayında daha da sertleşti.
Trump, Truth Social hesabından Tucker Carlson, Megyn Kelly, Candace Owens ve Alex Jones’u hedef aldı: Zekalarını küçümsedi, kimsenin onları önemsemediğini ve görüşlerinin MAGA’nın tam tersi olduğunu savundu.
Oysa bu dört isim, Trump’ın hem siyasi anlatısının hem medya düzeninin kurulmasında rol oynamıştı. Trump’ın ana akım medya karşısındaki en güçlü savunmayı kurmuş, sınır güvenliği, savaş karşıtlığı ve elitlere başkaldırı gibi başlıkları yıllarca işlemişlerdi.
CARLSON İPLERİ KOPARDI
Tucker Carlson haziran ayında Cumhuriyetçi Parti’yi artık desteklemeyeceğini açıkladı.
Carlson’a göre Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, seçmenlere farklı görünmelerine rağmen dış savaşlar, finans sistemi ve Washington’daki güç ilişkileri konusunda aynı çizgide buluşuyordu.
Ardından 1 Temmuz’da Columbia Journalism Review’a verdiği röportajda “Savaş ve para konularında partiler birbirleriyle tam dayanışma içinde. Bu demokrasi değil, demokrasi kılığına girmiş tek parti devletidir ve dağıtılması gerekir.” dedi ve yeni parti konusundaki niyetini açıkça ortaya koydu:
“Üçüncü bir partiye ihtiyacımız var. Üçüncü bir partinin kurulmasına yardım edeceğim.”
Ancak başkan adayı olmayı düşünmediğini özellikle söyledi. Carlson, amacını kendisini adaylaştırmak yerine iki partili düzene karşı yeni bir siyasi seçenek oluşturmak olarak tanımladı.
MAINE’DEKİ MASA
Carlson’ın açıklamasından bir ay sonra Trump’tan kopan isimler ilk kez aynı fotoğraf karesine girdi.
1 Ağustos’ta Marjorie Taylor Greene, Thomas Massie ve Joe Kent, Carlson’ın Maine’deki evinde buluştu. Toplantıda muhafazakar yayıncı Brian Glenn de vardı.

Greene, toplantının ardından paylaştığı fotoğrafın altına şu mesajı yazdı:
“Artık yabancı savaş yok dedik ve bunu gerçekten kastettik. Donald Trump’ı da bu sözü verdiği için destekledik. Ancak hepimize ihanet etti. Taahhüdümüz sağdaki, soldaki ve merkezdeki bütün Amerikalılar için America First’tür. Hareket başladı.”
Carlson da aynı fotoğrafı birkaç gün sonra “MAGA ihanete uğradı. Hepimiz ihanete uğradık. Yeni bir yol çizmenin zamanı geldi” mesajıyla yeniden yayımladı.
Joe Kent’in daha sonra anlattığına göre grup, farklı siyasi kesimleri bir araya getirecek bir koalisyonun ve yeni partinin nasıl oluşturulabileceğini tartıştı.
ON MADDELİK MANİFESTO
Maine toplantısından dört gün sonra Carlson, Tucker Carlson Network abonelerine yönelik yaklaşık 90 dakikalık bir canlı yayın yaptı.
Konuşmanın başında mevcut siyasi sistemin işlemediğini söyleyerek ‘bundan sonra gelecek her neyse’ onun hedeflerini belirlemek istediğini açıkladı.
Ardından yeni siyasi düzenin on temel özelliğini sıraladı.
YENİ SAĞ NE KADAR YENİ
Carlson’ın manifestosu sağ popülizm, ekonomik korumacılık, dış müdahale karşıtlığı, geleneksel aile, göç karşıtlığı, MAHA sağlık siyaseti ve Washington elitlerine tepkiyi bir araya getiriyor.
Kültürel konularda muhafazakar, dış politikada savaş karşıtı, ekonomide ise yerli üretim ve şirket karşıtlığı üzerinden popülist bir yapı kuruluyor.
Hareket hem sağ, hem sol hem de merkezden destek toplamayı hedefliyor. Savaş karşıtlığı, İsrail lobisinin etkisi, sağlık hizmetleri, yapay zeka nedeniyle iş kaybı ve büyük şirketlere tepki gibi başlıklar bağımsız ve sol seçmene de sesleniyor.
Ancak göçün durdurulması, geleneksel cinsiyet rolleri ve Carlson’ın aşırı sağdaki isimlerle geçmiş ilişkileri bu koalisyonun sınırlarını gösteriyor.
Hareketin adayının kim olacağı ise belirsiz.
Greene, Massie ve Kent’in ilk tercihi Tucker Carlson olsa da Greene, Carlson’ın başkanlığa aday olmayacağını açıkladı.
BEYAZ SARAY KÜÇÜMSEDİ
Trump cephesi, Carlson’ın çevresinde oluşan grubu şimdilik küçümsemeyi tercih ediyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Davis Ingle, grubu “kendi etkilerini ve önemlerini dramatik biçimde abartan, çoğu sürekli yakınan utanç verici bir dönekler topluluğu” olarak tanımladı.
Carlson’ın medya etkisinin siyasi oya dönüşüp dönüşmeyeceği de belirsiz. Ağustos ayı başında yapılan Reuters/Ipsos araştırmasında İran savaşına ülke genelindeki destek yüzde 35’e kadar geriledi. Katılımcıların yarısı savaşın Orta Doğu’yu daha fazla kaosa sürükleyeceğini düşünüyor.
Carlson, Trump’ı Cumhuriyetçi tabanın içinde yenemese bile savaş karşıtı bağımsız seçmenler ve MAGA’dan kopanlar üzerinde etkili olabilir.
PARTİDEN ÇOK TEHDİT
ABD’de yeni bir partinin kurulması, Federal Seçim Komisyonuna belge vermekten ibaret değil.
Başkan adayının 50 eyalet ile Washington DC’de ayrı ayrı oy pusulasına girme şartlarını karşılaması gerekiyor. İmza sayıları, başvuru tarihleri ve parti tanınma koşulları her eyalette değişiyor.
Dar bölgeli ve kazananın tamamını aldığı seçim sistemi de üçüncü partilerin önünü kapatıyor. Yeni bir parti milyonlarca oy alsa bile Seçiciler Kurulunda karşılık bulamayabilir.
Bu nedenle Carlson hareketinin kısa vadede Beyaz Saray’ı kazanmasından daha güçlü bir ihtimal var: Cumhuriyetçi oyları bölmek.
Üçüncü parti tehdidini kullanıp Cumhuriyetçi Parti’nin Trump sonrasındaki yönünü belirlemek de bir seçenek olabilir.
Öte yandan hareket, özellikle 2028’in muhtemel Cumhuriyetçi adayı JD Vance üzerinde baskı kurabilir. İran savaşı, İsrail, Epstein dosyaları ve göç politikalarında kendi çizgisini kabul ettirmeye çalışabilir.
Gözde Sula
Odatv.com






