Yeşilçam’ın ahlaksızlık, yozlaşma ve “gençlik elden gidiyor” anlatılarının gayriresmi marşlarından biri, Güney Amerika’dan gelen ‘Parana’ idi.
Şarkının Yeşilçam’da bilinen ilk kullanımı, 1 Ekim 1974’te vizyona giren ‘Uyanık Kardeşler’ filmi: Hulki Saner’in yönettiği filmde Kadir İnanır’ın canlandırdığı Doğan, babasının fabrikasının başına geçmesini istediği iki kardeşten biriydi. Doğan’ın hayali iş insanı olmak yerine futbolculuk yapmaktı.
‘Parana’, Kadir İnanır’ın dans pistine çıktığı sahnede duyuldu. Modern gece hayatı, dans ve babanın çizdiği hayatın dışına çıkmaya çalışan gençlik bu şarkıda coştu.
DÖRT AY SONRA HİPPİ EVİNDE
‘Parana’, dört ay sonra bu kez ‘Beş Milyoncuk Borç Verir misin’ filminde ortaya çıktı.
Osman Fahir Seden’in yönettiği, Zeki Alasya ile Metin Akpınar’ın başrollerini paylaştığı film 1 Şubat 1975’te vizyona girdi. Piyangodan çıkan beş milyon liranın peşinde gelişen hikayede kahramanların yolu bir grup hippiyle kesişti.

Mehtap Ar, Ajlan Aktuğ ve Coşkun Göğen’in canlandırdığı hippiler ‘Parana’ eşliğinde dans ediyor, ritmin içinde kendilerinden geçiyordu. Şarkının Yeşilçam’daki anlamı bu sahneyle daha belirgin hale geldi.
Hippiler, filmin geleneksel dünyasının dışında yaşayan gençlerdi. Birlikte yaşıyor, serbest ilişkileri benimsiyor, yerleşik aile düzenini ve çalışma hayatını önemsemiyorlardı. Yeşilçam’ın sık başvurduğu hippi karikatürü, Batı’dan gelen özgürlüğün sınırı aştığında nasıl bir başıboşluğa dönüşeceğini gösteriyordu.
‘Parana’ yavaş yavaş geleneksel seyircinin karşısına çıkarılan ‘bizden olmayan’ hayatın sesine dönüşüyordu.
BİR AY SONRA ŞOKO PARTİSİNDE
Aradan yalnızca bir ay geçti. Aynı şarkı 1 Mart 1975’te vizyona giren ‘Şaşkın Damat’ta yeniden çaldı.
Zeki Ökten’in yönettiği filmde Meral Zeren’in canlandırdığı Serpil, zengin amcasının karşısında ağırbaşlı ve namuslu bir aile kızı görüntüsü veriyordu. Gerçek hayatında ise annesi ve çevresindeki gençlerle birlikte amcasının parasını tüketiyor, partiler düzenliyor ve gösterdiği kimliğin tam tersini yaşıyordu.

Filmin başındaki parti sahnesinde gençler ‘Parana’ eşliğinde dans etti. Ardından filmin en çok hatırlanan bölümlerinden biri olan o meşhur ‘şoko partisi’ başladı.
Bu sahnede şarkı Serpil’in iki ayrı hayatı arasındaki perdenin açılmasını sağladı. Amcanın karşısında sergilenen namuslu aile kızı görüntüsünün arkasında dans, alkol, beden ve kontrolsüz haz vardı.
Şarkının sözlere dayanan belirgin bir hikayesinin bulunmaması da sahnenin etkisini artırdı. Tekrarlanan nidalar, nefesler, karşılıklı vokaller ve giderek yükselen perküsyon, insan sesini bir çeşit vurmalı çalgıya dönüştürüyordu. Türk seyircinin anlamını bilmediği yabancı sesler, sahnedeki gençlerin kendilerinden geçmesini daha da tekinsiz gösteriyordu.
GÜNEY AMERİKA’DAN YEŞİLÇAM’A
‘Parana’, Uruguaylı müzisyen Hugo Fattoruso tarafından bestelendi. Parça, Brezilyalı perküsyoncu Airto Moreira’nın 1973 tarihli Fingers albümünde yayımlandı.
Albüm, Nisan 1973’te New Jersey’deki Van Gelder Stüdyosu’nda kaydedildi: Uruguay’ın Afrika kökenli candombe ritimlerini Brezilya müziği, caz, soul, rock ve funk ile birleştiren dönemin Güney Amerika füzyonunun örneklerinden biriydi.

İZLER YENİ STÜDYO’YA ÇIKTI
Üç filmin yönetmenleri ve yapım şirketleri farklıydı.
Uyanık Kardeşleri Hulki Saner yönetmiş ve Saner Film çekmişti. Beş Milyoncuk Borç Verir misin, Osman Fahir Seden yönetiminde Erman Film tarafından hazırlanmıştı. Şaşkın Damatın yönetmeni Zeki Ökten, yapım şirketi ise Örnek Film’di.
Filmlerin teknik künyelerini takip edince ortak bir adrese çıktığını görüyoruz:
Üç filmin seslendirme ve film hazırlık işlemleri Yeni Stüdyo’da gerçekleştirilmiş. Her üçünün ses kayıt görevlisi de stüdyonun sahibi Necip Sarıcı.
Yeni Stüdyo bağlantısını daha önemli hale getiren bilgi, Necip Sarıcı’nın yıllar sonra (2007’de) MESAM Vizyon dergisine verdiği röportajda ortaya çıkıyor.
Sarıcı, Yeşilçam’da özgün müzik hazırlanmayan filmlerin müziklerini tonmaysterlerin plaklardan seçtiğini anlatarak dönemin ekonomik filmlerinin yaklaşık yüzde 90’ında bu yöntemin kullanıldığını belirtiyorn ve “78’lik plaklar var. Seçip seçip filme yerleştiriyoruz” diyordu.
1960’larda uzunçalarların ve yabancı filmlerin orijinal müzik albümlerinin Türkiye’ye gelmesiyle stüdyoların müzik arşivi de genişledi. Sarıcı, Doktor Jivago ve Kwai Köprüsü gibi yabancı yapımların müziklerini Yeşilçam filmlerinde kullanıldığını, hatta bir dönem ‘Marseillaise’ olduğunu bilmeden Fransız milli marşını Türk tarih filmlerine yerleştirdiğini söylüyordu.
Filmlerin müziğine karar verip vermediği sorulduğunda Sarıcı’nın yanıtı “Evet, böyle bir dönem oldu” şeklinde.
Bu yanıt, ‘Parana’nın üç ayrı filmde kullanılmasının arkasındaki üretim düzenini de açıklıyor. Aynı tonmaysterin ve aynı kurgu-senkron kadrosunun elinden geçen filmlerde aynı parçaların yeniden kullanılması Yeşilçam’ın olağan çalışma yöntemlerinden biriydi.
Nitekim Sarıcı aynı röportajda Cahit Berkay’ın bir film için bestelediği müzikleri başka yapımlara da yerleştirdiğini kabul ediyor. Bir film için hazırlanan kayıtların beş ayrı yapımda kullanılabildiğini, Berkay’ın müziklerini en az 200 filme kendisinin koyduğunu, dönemin telif denetiminin ise “hak getire” statüsünde olduğunu anlatıyor.
‘Parana’ özelinde parçayı seçen kişinin Necip Sarıcı olduğunu gösteren doğrudan bir kayıt bulunmasa da bu bilgiler bize o dönemin bakışına dair büyük ipucu sağlıyor.
NECİP SARICI KİMDİR
6 Ağustos 1934’te İstanbul Kasımpaşa’da doğan Sarıcı, sinemaya 15 yaşında İzmir’de bir sinema makineleri tamirhanesinde çırak olarak girdi. Makinistlik öğrendi, ardından İstanbul’a dönerek Şan Sineması’nda çalışmaya başladı.
1950’lerin sonunda Lale Film Stüdyosu’na geçen Sarıcı’nın mesleki yönünü ses teknolojisi belirledi. Yeşilçam’da düzeninde ses kaydı, dublaj ve senkron filmin son halini belirleyen başlıca aşamalardı. Sarıcı bu süreçlerin tamamında çalışarak dönemin en aranan ses mühendislerinden biri oldu.
Hababam Sınıfı, Mavi Boncuk, Salako, Sev Kardeşim, Ezo Gelin, Yumurcak, Ali Baba ve Kırk Haramiler ve Keloğlan’la Can Kız dahil yüzlerce filmin çekim sonrası işlemlerinde görev aldı. Akademik araştırmalarda 350’den fazla filmin ses kaydını yaptığı veya ses altyapısını düzenlediği belirtiliyor. Sarıcı’nın kendi arşivindeki hesap ise yerli ve yabancı yapımlarla birlikte binlerce filme uzanıyor.
1973’te Şeref Gedik’le Yeni Stüdyo’yu kurdu.
Yapımcılığa da geçen Sarıcı, Metin Erksan’ın Kuyu, Bilge Olgaç’ın Kara Gün, Ömer Kavur’un Yusuf ile Kenan ve Kırık Bir Aşk Hikayesi ile Atıf Yılmaz’ın Ah Güzel İstanbul filmlerinin aralarında bulunduğu yapımlara imza attı. 2006 tarihli Dua Taneleri: Tespih belgeselini yönetti; Türk sinemasının dublaj tarihi ve kaybolan film müzikleri üzerine çalışmalar hazırladı.
Sarıcı’nın bir başka yönü de koleksiyonculuğuydu. Çocukluğunda biriktirmeye başladığı sinema biletlerine yıllar içinde kamera ve projeksiyon makineleri, ses kayıt cihazları, film kutuları, afişler, fotoğraflar, senaryolar ve müzik bantları eklendi. Türk sinemasının dağılmış teknik belleğini kişisel arşivinde korudu ve bu malzemelerle bir sinema müzesi kurmayı hedefledi.
Mehmet Güreli, Sarıcı’nın yaşamını ve arşivini 2023 tarihli Sinema Hakikatinin İçinde Uzun Bir Yolculuk: Necip Sarıcı belgeseline taşıdı. Sarıcı’ya 2013’te Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde, 2022’de ise Esenler Film Festivali’nde onur ödülü verildi.
Gözde Sula
Odatv.com






